7 Ocak 2015 Çarşamba

TURUNÇGİL BÜLTENİ Sayı 13 Eylül 1994

Turunçgil Bülteninin Sayı 13 Eylül 1994 sayısında
Ülkemizde ilk defa Temmuz 1994 tarihinde Misis ve Erzin yörelerinde görülen “Turunçgil Yaprak Galeri Güvesi” nin yaşamı, zararı ve mücadelesi konularında ülkemizde ilk duyuruyu yapan ve bu konularda oldukça doyurucu bilgiler sunan konu uzmanı Prof. Dr. Nedim UYGUN ve Prof. Dr. İsmail KARACA’nın kaleme aldıkları bir makale
Ülkemiz Turunçgil tarımının en fazla yapıldığı ve bu konuda çok büyük potansiyele sahip Doğu Akdeniz bölgesinde 1970’li yıllarda MEYSEB projesi ile teşvik bulan Turunçgil tarımı hastalıklara yenik mi düşecek kaygısını analiz eden ve konu uzmanı Prof. Dr. Ahmet ÇINAR tarafından kaleme alınan bir makale
FAO Teşkilatının Merkezimizden talebi üzerine Mısır Ve Suriye’den gelecek 5 Turunçgil hastalıkları uzman için düzenlediği “TURUNÇGİL İNDEKSLEME VE SERTİFKASYON PROGRAMI” konulu, Temmuz – Ağustos aylarında düzenlenen bir kurs hakkında bilgilendirme notu ile Merkez uzmanlarından 1994 yılında viroidler konusunda California – Riverside Üniversitesinde çalışan Prof. Dr. Nüket ÖNELGE’nin Kaliforniya “Citrus Clonal Protection Program”ından Üniversitemiz Subtropik Meyveler Araştırma ve Uygulama Merkezine 10 yeni mandarin çeşidi hakkında duyuru,
Merkez uzmanlarında Sayın BOZAN yeni çeşitlerden Marisol, Okitsu ve Fortune mandarinlerini özelliklerini ele alan makalesi,
Ayrıca Sayı 12 de başlayan tüm uğraşlarımıza rağmen 2015 de dahi gerçekleşmeyen “ Turunçgillerde Zorunlu Sertifikasyon Programı” hakkında detaylı makalenin devamına
yer verilmiştir.

ÖNEMLİ BİR NOT VE UYARI: Turunçgil Bültenlerini 2014 ve 2015 yıllarında İnternet'teki bu BLOG’a aktarılması esnasında üzülerek bazı olumsuzlukların ve konuya duyarsızlığın varlığı görülmektedir. Akdeniz havzasında en büyük Turunçgil tarım potansiyeline tartışmamız ülkemiz sahiptir. Turunçgil tarım potansiyelini tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tehdit eden ve büyük bir potansiyel tehlike oluşturan Virüs ve virüs benzeri hastalıklarından bazılarının Doğu Akdeniz bölgesinde tehlike sınırına ulaşmış bulunmaktadır. Bu konuda her zaman olduğu gibi gerek Turunçgil tarımının içinde olan üreticiler ve onları temsil eden Birlik ve Dernekler gerekse bu konudan sorumlu olan Araştırma ve Akademik kuruluşların konuya son derece duyarlı davranmaları gerekmektedir. Turunçgil klorotik cüceleşme  virüs hastalığında yaşadığımız gibi gerekli önlemler alınmadığında hastalığın nasıl ülkemizin tüm alanlarına yayıldığını görmüş bulunmaktayız. Gerekli uyarıların dikkate alınmadığı ve ilgisizliğin devam ettiği durumlarda zarar gören ne yazık ki ülkemiz ve özellikle turunçgil yetiştiriciliğinde öncü olan Çukurova bölgesi ve yetiştiricileridir.Unutmayalım ki bu hastalıklardan bazıları turunçgil yetiştiriciliğini yok edebilecek bir potansiyele sahiptir.