9 Şubat 2014 Pazar

TURUNÇGİL BÜLTENİ

BİLGİSAYARLI SERALARIN DIŞARIDAN TOPLU GÖRÜNÜŞÜ


MERKEZ SCREENHOUSE LARDAN BİRİ


Çukurova Üniversitesi, Subtropik Meyveler Araştırma ve Uygulama Merkezi, ülkemiz turunçgil endüstrisini ilgilendiren ve Araştırma Merkezimizde bölge turunçgil tarımı konusunda yapılanlar üzerinde üretici, araştırmacı ve danışmanlara bilgi vermek amacıyla 10 yıl süresince 4 ayda bir olmak üzere TURUNÇGİL BÜLTENİ isimli bir dergi yayımlamış ve ücretsiz olarak dağıtılmıştır. 10 Yıl süreyle yayımlanan Bülten Doğu Akdeniz bölgesi dışında da turunçgil tarımı yapılan tüm bölgelerde ilgi görmüş ve Üniversite ile üretici arasında sıcak bir köprü oluşturmuştur. 2002 Yılında benim ve ekibimin Subtropik Meyveler Araştırma ve Uygulama Merkezinden zorunlu olarak ayrılmasıyla, yeni yönetim tarafından ne yazık ki derginin yayımına devam edilmemiş ve Üniversitemiz ile pratik arasındaki köprü olan bu dergi işlevini yitirmiştir. Aradan geçen 11 yıla rağmen, zaman zaman ülke turunçgil üreticisi derginin neden kendilerine ulaşmadığını sormuşlardır. İşte Merkezde çalıştığımız süre içinde 10 yıl kesintisiz yayımladığımız ve güncelliğini hala koruyan bu bilgilerin yok olmaması amacıyla, bugünkü teknolojinin nimetlerinden yararlanarak "TURUNÇGİL BÜLTENİ isimli bu BLOG’un ben ve meslektaşlarım tarafından hayata geçirilmesine karar verilmiştir.

Merkezin kuruluş amacı, tüm dünyada olduğu gibi bölgemizde de yaygın olarak bulunan, turunçgil endüstrisini tehdit eden ve ilaçlı mücadelesi olmayan virüs ve virüs benzeri hastalıkları saptamak, bunlarla savaşım yollarını araştırarak belirlenecek mücadele yöntemlerini ve laboratuarda üretilecek sağlıklı üretim materyalini ülke ve bölge turunçgil yetiştiricilerin kullanımına sunabilmektir. Bunun dışında yetiştiricilikte, üreticilerin sorunlarını saptayarak bunlara çözüm yolları önermek zamanla başka bir görevimiz olmuştur.

1979 Yılında bir turunçgil üreticisi o zamanlar bizim çalıştığımız Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümüne çok ilginç bir şikayetle gelmiş ve bizlere sorununu ileterek çözüm yolu aramıştı. Şikayeti, sahip olduğu genç Vaşington portakal bahçesinin sonbahar aylarında ilkbaharda olduğu gibi çiçek açması ve elde edilen ürünün hiçbir ekonomik değeri olmadığı yolundaydı. Bahçe Kasım ayında ziyaret edildiğinde ayni tablo bizler tarafından da görüldü. Yaptığımız literatür çalışmaları sonucu bunun, virüs benzeri bir hastalık olan STUBBORN olabileceği kanısına varıldı. Etmen bir mikoplazma idi ve o güne kadar ülkemizde böyle bir etmen henüz laboratuarlarda izole edilmemişti. Bu hastalığında henüz dünyada ilaçlı bir mücadelesi yoktu. Turunçgillerin diğer virüs ve virüs benzeri hastalıları üzerinde bilgi sahibi oldukça, bunların çoğunun ülkemizde de olduğu ve üretimi tehdit ettiği görüldü.  Bunun üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı ile ortak bir proje yapılarak, tüm bu sorunların araştırılması ve bu hastalıklarla mücadele yapabilmek ve yöntemlerin araştırılması için ortak bir proje yapıldı. 1980 – 1990 Yılları arasında yapılan birçok araştırma, MASTER VE DOKTORA çalışmaları sonucu ülkemiz turunçgilini tehdit eden 16 adet virüs ve virüs benzeri hastalığın teşhisi yapıldı. Bunlardan biri de dünya için yeni ve beyaz sinekler tarafından taşınan yeni bir virüs hastalığıdır. Bu Cumhuriyet tarihi süresince ülkemizde Üniversite ve Araştırma kurumlarında teşhisi yapılan tek virüs hastalığıdır, İlaçlı mücadelesi olmayan bu hastalıklar ile çok yıllık kültür bitkilerinde mücadelede tek yolun bu hastalık etmenlerinden arî,  ismine doğru turunçgil fidanlarının üretilmesi şeklindedir. 

Çalışmalar sonucu biyoteknolojik yöntemler kullanılarak arıtılan ve topraksız kültürde ve böcek korumalı seralarda üretilen fidana üreticiler tarafından olan rağbet beklediğimizin çok ötesinde olunca, denetimi ve kontrolü Üniversite disiplini içinde olmak koşuluyla özel sektör ile fidan üretimi yolu açıldı ve her yıl yüz binlerce fidan üretilerek tüm ülke üreticilerine dağıtıldı ve hatta bir kısmı da ihraç edildi.

Bunun dışında çalışmalarımız esnasında fark ettiğimiz ve doğrudan üretici ekonomisini ilgilendiren bir husus ise üretimi yapılan turunçgil çeşit sayısının azlığı ve hasat periyotunun çok dar olması idi. Bu sorunu aşabilmek için ülke ve dünya pazarlarında potansiyeli olabilecek yeni narenciye çeşitlerine ihtiyaç vardı. Bu yeni çeşitler aşağıda detayları verilen kaynaklardan sağlanmıştır:

1.    Çalışmalarımız esnasında Kaliforniya Üniversitesi ile gerek ortak projeler ve gerekse lisansüstü eğitim amaçlı doktora öğrencilerin belirli süreler bu Üniversite laboratuarlarında çalışmaları için ortak çalışmalar gerçekleştirilmişti. Bu çalışmalar esnasında bugün ülkemizin önde gelen turunçgil uzmanlarından Prof. Dr. Nüket ÖNELGE, ülkemizde ilk viroid çalışmalarını başlatmak için dünyanın seçkin laboratuarlarının olduğu California - Riverside bitki patoloji departmanında da eğitim almış ve dönüşünde dünyada en seçkin turunçgil damızlıklarının bulunduğu “CITRUS CLONAL PROTECTION PROGRAM” dan ülkemizde olmayan bazı turunçgil çeşitlerini Merkezimize getirmiştir Adı geçen bu programdan Sayın ÖNELGE 1994 ve 2000 yıllarında olmak üzere 2 defa damızlık materyali getirmiştir. Ayrıca Amerika’ nın  bu seçkin programından ülkemize damızlık getirebilen tek kuruluş Merkezimiz olmuştur. Bu husus bilinmediği için meslektaşlarımız dahil Merkez çalışmaları konusunda gerçek dışı birçok husus dile getirilmemiştir.

2.    Diğer bir damızlık kaynak ise ülkemiz MEYSEB projesi esnasında Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi Bahçe Bitkileri Bölümü uzmanları tarafından seçilen turunçgil çeşitleridir. Bu çeşitler ülkemizde mevcut olan virüs hastalıkları açısından testlendiğinde bunların adı geçen 16 hastalık etmeninin bir veya bir kaçı ile bulaşık olduğu saptanmıştır. Bu damızlıklar Merkezimizde arıtıldıktan sonra damızlık olarak programa alınmıştır.

3.    Üçüncü kaynağımız ise Tarım ve Orman Bakanlığının 1960 lı yıllarda ülkemize introdüksiyonunu yaptığı, Alata ve Antalya da Bakanlığın Araştırma kurumlarında tesis ettikleri, fakat bir şekilde yararlanmadığı introdüksiyon parselleridir. Buradaki damızlık materyallerde hastalıklara karşı testlendikten ve arıtıldıktan sonra damızlık programına alınmışlardır.

İkinci ve üçüncü maddelerdeki damızlık materyaller ülkemizde saptadığımız 16 virüs ve virüs benzeri hastalık etmenlerinden biri veya bir kaçı ile bulaşık olması nedeniyle, Merkezimizde arıtılmış ve bunun sonucu üreticiye verilir hale getirilmiştir. Birinci yani Amerikan kaynaklı materyallerde herhangi bir hastalık etmeni bulunmamıştır.

Hatta o zamana kadar kaçak olarak ülkemize sokulan çeşitler içinde bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Yeni çeşitler ülkemize genellikle büyük turunçgil üreticileri tarafınca getirilmekteydi. Bizler işbirliği içinde olduğumuz bu kişilerle de temasa geçerek, ülkeye getirdikleri yabancı materyalin testlenmesini, eğer bulaşık ise arıtılmasını ücretsiz olarak yapmak istediğimizi söyledik. Böylece yıllarca kontrolsüz ülkemize getirilen materyalin bir şekilde kontrolünü Üniversite - Üretici işbirliği içinde gerçekleştirmiş olduk.

Ayrıca TURUNÇGİL BÜLTENİ nde yeni çeşitleri tanıtılarak, üreticileri bilgilendirilmeye çalışılmıştır. Bu çeşitlerden bazıları çok başarılı olurken, bir kısmının yetiştirilmesinde beklenen yarar sağlanamadı. Merkez çalışanları bunu öngördüğü için yeni çeşitlerin üreticiye verilmesinde aşağıdaki şekilde bir politika izlenmiştir. Bu yeni çeşitler genellikle büyük üreticiler tarafından, kendilerinin belirleyeceği bir alanda yetiştirilmesi, başlıca politikalarımızdan olmuştur. Ayrıca erkenci çeşitlerin üreticiler tarafından benimsenmesi ve ağırlıklı olarak bu çeşitlerin yetiştirilmesi bugün bir bölge gerçeği olmuştur. Bunun nedenlerini belki ileri ki yazılarımızda açıklama fırsatı buluruz.        

Bülten ülkemiz ve özellikle bölgemizde yeni çıkan hastalık ve zararlıları üreticilere zamanında duyurarak, bu konularda daha duyarlı olmalarını sağladı ve bu etmenlere karşı mücadelede kullanılacak yöntemleri yayınladı. Merkez hastalıklar dışında, Doğu Akdeniz bölgesinde toprak karakterinin ağır olduğu veya taban suyunun sorun olabileceği alanlarda sırta dikimini Bülten sayesinde tanıtarak bu yöntemin hızla yayılmasına öncülük etmiştir.
Doğu Akdeniz bölgesinde, yetkililerce modern sulama yöntemlerinden, başlangıçta, alttan yağmurlama tekniğinin seçilmiş ve üreticilere önerilmiştir. Bu yöntem genelde ağır toprak karakterine sahip bölgemiz için uygun olmadığı, bunun yerine damla sulamanın kullanılması gerektiği bu Bültenle duyurulmuştur. Bugün memnuniyetle damla sulamanın ağırlıklı olarak kullanıldığını görmekteyiz. Alttan yağmurlama daha çok kumlu karakterli topraklarda tesis edilen bahçeler için uygundur. Bunun yanında gübrelemede fertigasyon yönteminin tanıtılması ve kullanılmasında öncülük edilmiştir.

Yukarıda kısaca özetlediğimiz gibi TURUNÇGİL BÜLTENİ ülkemiz ve özellikle bölgemizde önemli bir misyon edinmiş ve bunu 10 yıl süresince başarıyla yerine getirmiştir. Bu BLOG da geçmiş yıllarda Merkezimiz tarafından yayımlanan Bültenleri bulacaksınız. Bu bültenlerde yayımlanan bilgiler hala güncelliğini korumaktadır. Her ay, geçmiş bir yıl içinde yayımlanan nüshaları buraya taşımak ve 10 ay içinde de tüm nüshalarla bu BLOG u tamamlamak niyetindeyiz. Ayrıca her yılın nüshaları yüklenmeden o nüshalar için özet bilgiler sunmaya çalışacağız. Belki böylece birçok eski anıda tazelenmiş ve sizlere yakın geçmişe ait bazı bilgiler sunulmuş olacaktır.

Ülkemiz narenciye üreticisine yararlı olur düşüncesiyle.


Prof. Dr. Ahmet ÇINAR 

Prof. Dr. Nüket ÖNELGE

Yard. Doç. Dr. Orhan BOZAN