![]() |
| BİLGİSAYARLI SERALARIN DIŞARIDAN TOPLU GÖRÜNÜŞÜ |
![]() |
| MERKEZ SCREENHOUSE LARDAN BİRİ |
Merkezin kuruluş amacı,
tüm dünyada olduğu gibi bölgemizde de yaygın olarak bulunan, turunçgil
endüstrisini tehdit eden ve ilaçlı mücadelesi olmayan virüs ve virüs benzeri
hastalıkları saptamak, bunlarla savaşım yollarını araştırarak belirlenecek
mücadele yöntemlerini ve laboratuarda üretilecek sağlıklı üretim materyalini
ülke ve bölge turunçgil yetiştiricilerin kullanımına sunabilmektir. Bunun
dışında yetiştiricilikte, üreticilerin sorunlarını saptayarak bunlara çözüm
yolları önermek zamanla başka bir görevimiz olmuştur.
1979 Yılında bir
turunçgil üreticisi o zamanlar bizim çalıştığımız Ziraat Fakültesi Bitki Koruma
Bölümüne çok ilginç bir şikayetle gelmiş ve bizlere sorununu ileterek çözüm
yolu aramıştı. Şikayeti, sahip olduğu genç Vaşington portakal bahçesinin
sonbahar aylarında ilkbaharda olduğu gibi çiçek açması ve elde edilen ürünün
hiçbir ekonomik değeri olmadığı yolundaydı. Bahçe Kasım ayında ziyaret
edildiğinde ayni tablo bizler tarafından da görüldü. Yaptığımız literatür
çalışmaları sonucu bunun, virüs benzeri bir hastalık olan STUBBORN olabileceği
kanısına varıldı. Etmen bir mikoplazma idi ve o güne kadar ülkemizde böyle bir
etmen henüz laboratuarlarda izole edilmemişti. Bu hastalığında henüz dünyada
ilaçlı bir mücadelesi yoktu. Turunçgillerin diğer virüs ve virüs benzeri
hastalıları üzerinde bilgi sahibi oldukça, bunların çoğunun ülkemizde de olduğu
ve üretimi tehdit ettiği görüldü. Bunun üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı
ile ortak bir proje yapılarak, tüm bu sorunların araştırılması ve bu hastalıklarla
mücadele yapabilmek ve yöntemlerin araştırılması için ortak bir proje yapıldı.
1980 – 1990 Yılları arasında yapılan birçok araştırma, MASTER VE DOKTORA
çalışmaları sonucu ülkemiz turunçgilini tehdit eden 16 adet virüs ve virüs
benzeri hastalığın teşhisi yapıldı. Bunlardan biri de dünya için yeni ve beyaz sinekler tarafından taşınan yeni bir virüs hastalığıdır. Bu Cumhuriyet tarihi süresince ülkemizde Üniversite ve Araştırma kurumlarında teşhisi yapılan tek virüs hastalığıdır, İlaçlı mücadelesi olmayan bu hastalıklar
ile çok yıllık kültür bitkilerinde mücadelede tek yolun bu hastalık etmenlerinden arî, ismine doğru
turunçgil fidanlarının üretilmesi şeklindedir.
Çalışmalar sonucu
biyoteknolojik yöntemler kullanılarak arıtılan ve topraksız kültürde ve böcek
korumalı seralarda üretilen fidana üreticiler tarafından olan rağbet beklediğimizin çok ötesinde
olunca, denetimi ve kontrolü Üniversite disiplini içinde olmak koşuluyla özel
sektör ile fidan üretimi yolu açıldı ve her yıl yüz binlerce fidan üretilerek
tüm ülke üreticilerine dağıtıldı ve hatta bir kısmı da ihraç edildi.
Bunun dışında
çalışmalarımız esnasında fark ettiğimiz ve doğrudan üretici ekonomisini
ilgilendiren bir husus ise üretimi yapılan turunçgil çeşit sayısının azlığı ve hasat periyotunun çok dar olması idi. Bu sorunu aşabilmek için ülke ve dünya pazarlarında potansiyeli olabilecek yeni narenciye çeşitlerine ihtiyaç vardı.
Bu yeni çeşitler aşağıda detayları verilen kaynaklardan sağlanmıştır:
1. Çalışmalarımız esnasında
Kaliforniya Üniversitesi ile gerek ortak projeler ve gerekse lisansüstü eğitim
amaçlı doktora öğrencilerin belirli süreler bu Üniversite laboratuarlarında
çalışmaları için ortak çalışmalar gerçekleştirilmişti. Bu çalışmalar esnasında
bugün ülkemizin önde gelen turunçgil uzmanlarından Prof. Dr. Nüket ÖNELGE,
ülkemizde ilk viroid çalışmalarını başlatmak için dünyanın seçkin
laboratuarlarının olduğu California - Riverside bitki patoloji departmanında da eğitim almış ve dönüşünde dünyada en
seçkin turunçgil damızlıklarının bulunduğu “CITRUS CLONAL PROTECTION
PROGRAM” dan ülkemizde olmayan bazı turunçgil çeşitlerini Merkezimize
getirmiştir Adı geçen bu programdan Sayın ÖNELGE 1994 ve 2000 yıllarında olmak
üzere 2 defa damızlık materyali getirmiştir. Ayrıca Amerika’ nın bu seçkin
programından ülkemize damızlık getirebilen tek kuruluş Merkezimiz olmuştur. Bu husus bilinmediği için meslektaşlarımız dahil Merkez çalışmaları konusunda gerçek dışı birçok husus dile getirilmemiştir.
2. Diğer bir damızlık
kaynak ise ülkemiz MEYSEB projesi esnasında Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ankara
Üniversitesi Bahçe Bitkileri Bölümü uzmanları tarafından seçilen turunçgil
çeşitleridir. Bu çeşitler ülkemizde mevcut olan virüs hastalıkları açısından
testlendiğinde bunların adı geçen 16 hastalık etmeninin bir veya bir kaçı ile
bulaşık olduğu saptanmıştır. Bu damızlıklar Merkezimizde arıtıldıktan sonra
damızlık olarak programa alınmıştır.
3. Üçüncü kaynağımız ise
Tarım ve Orman Bakanlığının 1960 lı yıllarda ülkemize introdüksiyonunu yaptığı,
Alata ve Antalya da Bakanlığın Araştırma kurumlarında tesis ettikleri, fakat
bir şekilde yararlanmadığı introdüksiyon parselleridir. Buradaki damızlık materyallerde hastalıklara
karşı testlendikten ve arıtıldıktan sonra damızlık programına alınmışlardır.
İkinci ve üçüncü
maddelerdeki damızlık materyaller ülkemizde saptadığımız 16 virüs ve virüs
benzeri hastalık etmenlerinden biri veya bir kaçı ile bulaşık olması nedeniyle,
Merkezimizde arıtılmış ve bunun sonucu üreticiye verilir hale getirilmiştir.
Birinci yani Amerikan kaynaklı materyallerde herhangi bir hastalık etmeni
bulunmamıştır.
Hatta o zamana kadar
kaçak olarak ülkemize sokulan çeşitler içinde bir çalışma gerçekleştirilmiştir.
Yeni çeşitler ülkemize genellikle büyük turunçgil üreticileri tarafınca getirilmekteydi. Bizler işbirliği içinde olduğumuz bu kişilerle de temasa
geçerek, ülkeye getirdikleri yabancı materyalin testlenmesini, eğer bulaşık ise
arıtılmasını ücretsiz olarak yapmak istediğimizi söyledik. Böylece yıllarca
kontrolsüz ülkemize getirilen materyalin bir şekilde kontrolünü Üniversite - Üretici işbirliği
içinde gerçekleştirmiş olduk.
Ayrıca TURUNÇGİL BÜLTENİ
nde yeni çeşitleri tanıtılarak, üreticileri bilgilendirilmeye çalışılmıştır. Bu
çeşitlerden bazıları çok başarılı olurken, bir kısmının yetiştirilmesinde
beklenen yarar sağlanamadı. Merkez çalışanları bunu öngördüğü için yeni
çeşitlerin üreticiye verilmesinde aşağıdaki şekilde bir politika izlenmiştir.
Bu yeni çeşitler genellikle büyük üreticiler tarafından, kendilerinin
belirleyeceği bir alanda yetiştirilmesi, başlıca politikalarımızdan olmuştur.
Ayrıca erkenci çeşitlerin üreticiler tarafından benimsenmesi ve ağırlıklı
olarak bu çeşitlerin yetiştirilmesi bugün bir bölge gerçeği olmuştur. Bunun
nedenlerini belki ileri ki yazılarımızda açıklama fırsatı
buluruz.
Bülten ülkemiz ve
özellikle bölgemizde yeni çıkan hastalık ve zararlıları üreticilere zamanında
duyurarak, bu konularda daha duyarlı olmalarını sağladı ve bu etmenlere karşı
mücadelede kullanılacak yöntemleri yayınladı. Merkez hastalıklar dışında,
Doğu Akdeniz bölgesinde toprak karakterinin ağır olduğu veya taban suyunun
sorun olabileceği alanlarda sırta dikimini Bülten sayesinde tanıtarak bu
yöntemin hızla yayılmasına öncülük etmiştir.
Doğu Akdeniz bölgesinde,
yetkililerce modern sulama yöntemlerinden, başlangıçta, alttan yağmurlama
tekniğinin seçilmiş ve üreticilere önerilmiştir. Bu yöntem genelde ağır toprak
karakterine sahip bölgemiz için uygun olmadığı, bunun yerine damla sulamanın
kullanılması gerektiği bu Bültenle duyurulmuştur. Bugün memnuniyetle damla
sulamanın ağırlıklı olarak kullanıldığını görmekteyiz. Alttan yağmurlama daha
çok kumlu karakterli topraklarda tesis edilen bahçeler için uygundur. Bunun
yanında gübrelemede fertigasyon yönteminin tanıtılması ve kullanılmasında
öncülük edilmiştir.
Yukarıda kısaca
özetlediğimiz gibi TURUNÇGİL BÜLTENİ ülkemiz ve
özellikle bölgemizde önemli bir misyon edinmiş ve bunu 10 yıl süresince
başarıyla yerine getirmiştir. Bu BLOG da geçmiş yıllarda Merkezimiz tarafından
yayımlanan Bültenleri bulacaksınız. Bu bültenlerde yayımlanan bilgiler hala
güncelliğini korumaktadır. Her ay, geçmiş bir yıl içinde yayımlanan nüshaları
buraya taşımak ve 10 ay içinde de tüm nüshalarla bu BLOG u tamamlamak
niyetindeyiz. Ayrıca her yılın nüshaları yüklenmeden o nüshalar için özet
bilgiler sunmaya çalışacağız. Belki böylece birçok eski anıda tazelenmiş ve
sizlere yakın geçmişe ait bazı bilgiler sunulmuş olacaktır.
Ülkemiz narenciye
üreticisine yararlı olur düşüncesiyle.
Prof. Dr. Ahmet ÇINAR
Prof. Dr. Nüket ÖNELGE
Yard. Doç. Dr. Orhan
BOZAN

